pan-keci

Pan tanrısının acıklı hikayesi

Çok kimse bilmez ama,bir zamanlar satürnün pan adlı uydusunda hayat varmış. Hatta bu gezegenin sakinlerinin bir de tanrısı varmış. Evet hayat var, tanrı var, her şeyleri varmış. Gezegen tabi çok küçük, yaşayan halkın sayısı da azmış haliyle. Bizden de biraz daha küçüklermiş bu gezegenin sakinleri. Ama öyle mini minnacık değiller tabi. Bunlar sürekli olarak tüm uydu sakinleri (kendileri gezegen sanıyorlar tabi) hep birlikte; küçük, büyük, zengin fakir demeden piknik yaparlarmış yılda bir. Onların yılları 270 günmüş, tam tamına 30 günden oluşan tam tamına 9 aylık bir yıl. Kış, bahar, yaz üç mevsim yaşarlarmış. Tam baharın ortasında da bu pikniklerini yaparlarmış. Pikniklerde yarım saatlik bir zamanda (onların bir saati yüz dakika, bir dakikası da 100 saniyeymiş.) en ortak dertleri neyse onu konuştukları bir toplantıları olurmuş. Sonra bir gün, içlerinden biri en büyük derdinin TANRI olduğunu; ne onu ne de onun kendisinden tam olarak ne istediğini  anlamadığını söylemiş. Herkes susmuş ve bir anda toplantı dağılmış.  Ne kimse tek kelime etmiş ne de kimse bu bizim ortak derdimiz değil ki deyebilmiş, ki öyleyse bu toplantıda konuşulmayacakmış.

Çünkü  panda tam demokrasi varmış, devlet yokmuş ve bu toplantı hariç herkes kendi hayatını, ahlakını, kurallarını kendisi belirlermiş. Suç, ceza, mahkeme, hapis falan hiç yokmuş. Neyse bu piknik böyle bitmiş kimse bir şey konuşmamış, ondan sonra da o yıl boyunca bu konuda hiç konuşulmamış, zaten soruyu soranı o yıl kimse görememiş. Ailesi arkadaşları da hiç arayıp sormamış,sorgulamamış sanki o  hiç yokmuş gibi davranmışlar.

Sonra ki yıl yine pikniğe gitmiş herkes, ve onların dışında hayat var mı, satürnde hayat varsa gelip gezegenlerini katletmeselermiş diye endişelerini, ortak dertlerini konuşmuşlar. Sonra her aileden biri toplanıp beraberce o yıl boyunca gezegenlerini komple saracak bir kalkan yapmak için seçilmişler ve orada bırakılmışlar. Kalkanla gezegenleri görünmez olacakmış. Böylece satürnlülerin onlardan hiç haberi olmayacakmış.

Tam herkes dağılırken kalanlardan biri; “geçen yılki tanrı mevzusu ne oldu hacılar” demiş? Neden hiç konuşmuyoruz, bakın yarın, öbürgün satürnlüler gelip bizim memleketi komple hiç edebilirler, zaten ölümlü pan, artık korkmayalım açık açık konuşalım demiş. Bakın tanrı diye bişey var ve hepimizin başındaki en büyük bela. O bizi öldürmezse zaten satürnlüler öldürecek demiş. Hem bakın geçen yıl bu konuyu konuşmak isteyen arkadaşımız kayboldu, tek tek konuşursak bizim de başımıza aynı şey gelecek, ama hep beraber konuşursak hepimizi öldüremez ya. Hem öldürse kimlere tanrılık yapacak demiş. Herkese bu sözler çok mantıklı gelmiş, ne yapalım ne edelim diye düşünmüşler, en son tanrıyla konuşmaya karar vermişler. Hep beraber en yüksek bir dağın üstüne çıkıp oradan tanrı kendilerine cevap verene kadar TANRI! TANRI!  diye bağıracaklarmış. Öylede yapmışlar. Sonra karşılarındaki bir dağın üzerine NE VAR! NE İSTİYORSUNUZ! diye bir lazer yansıması belirmiş .

bağırmışlar: SENİNLE KONUŞMAK İSTİYORUZ.

TANRI: NEDEN!

bağırmışlar:KAFAMIZ ÇOK KARIŞIK.

TANRI:NEDEN!

bağırmışlar: ÇÜNKÜ SENİ ANLAMIYORUZ.

TANRI: ANLAYAMAZSINIZ! HEM NEYİ ANLAYACAK MIŞSINIZ? ANLAYIP DA NE YAPACAKSINIZ?

bağırmışlar: ÇÜNKÜ BİZİ ÇOK ÜZÜYORSUN. BİZİMLE ÇOK UĞRAŞIYORSUN.

TANRI:ABARTIYORSUNUZ! BEN HEP SİZİN İYİLİĞİNİZ İÇİN YAPIYORUM. SİZİN İYİLİĞİNİZİ DÜŞÜNÜYORUM.

bağırmışlar:BİZ ÇOK MUTSUZUZ.

TANRI:HEMEN DEFOLUN VE HAYATLARINIZIN BAŞINA GİDİN!

Çok korkmuşlar, zaten artık saat de geç olmuş, satürn batıyor, hava aydınlanıyormuş. Kimse bişey konuşmamış, herkes koşa koşa evinin yolunu tutmuş, eşyalarını da orada bırakmışlar, gitmişler. Az sonra üzülen tanrı, dediklerinden pişman olup bu sefer dağa, TAMAM ÖZÜR DİLERİM, HADİ ANLATIN SİZİ DİNLİYORUM yazmış. Ama herkes gittiği için kimse görememiş.

Sonraki yıl piknikteki toplantıda kimse tanrı konusunu konuşmak  istemiyormuş. Açmayalım bu konuyu diye karar almışlar. Ama geleneksel yakan top turnuvasında toplarının hepsi patalmış geriye kalan son top da yanlışlıkla o dağa gitmiş. Aralarından bir ekip topu aramak için dağa gidip bir bakmış ki hala dağın üzerinde tanrının son lazer yansıması duruyor. Ekiptekiler koşarak haber vermeye gitmişler. Hepsi koşarken dağdan düşmüş yuvarlanmış ölmüş. Satürn batıp, hava aydınlanıncaya kadar kimse gelmeyince, hiç topun peşine giden olmamış gibi ,apar topar herkes toplanmış ve evlerine dönmüşler.

Sonraki yıl tekrar pikniğe geldiklerinde kalkanın da açılışını kutlamışlar ve kalkanlarını devreye sokmuşlar. Sonra kalkanlarını denemek için aralarından yine bir ekip görevlendirmek istemişler, bu ekip artık  “tanrı dağı” adını taktıkları dağa gideceklermiş. Çünkü orası kalkanın dışında kalıyormuş ve oradan bakanın kalkanın olduğu yerde tek bir canlı hareketi göremiyor olması gerekiyormuş. Ancak geçen yılki olaydan kimsenin dönmediği herkesin aklındaymış ve bunu konuşmasalarda herkes bu sebeple böyle bir yolculuktan çok korkuyormuş. Kimse gitmek istemiyormuş. Yola çıkmadan önce kalkanın dışını gösteren özel elektroteleskoplarıyla dağı kontrol etmeye karar vermişler. Bakınca, dağa iki yıl önce yazılmış olan yazıyı görmüşler. Acaba satürnlülerin tuzağı mı bu diye şüpheye düşmüşler. Artık hiçkimse gitmeyi istemiyormuş. Çünkü eğer satürnlülerin işiyse bir tuzak vardır elbet diye düşünüyorlarmış. Başkası yada başkaları için ölmek tam salaklıkmış elbette. Çünkü birey her şeyden kutsalmış, herkes kendi özgürlüğüne kendisi sahip çıkabiliyormuş  panda. Neyse herkes toplanmış ve  hep beraber kalkanın dışına çıkmışlar ve o dağı gören karşı dağa kadar gelmişler.

bağırmışlar: EVET TANRIM YAZINI ANCAK GÖREBİLDİK VE GELDİK.ASIL BİZ ÇOK ÖZÜR DİLERİZ.

TANRI:BEN DE ÇOK PİŞMANIM SİZİN İSTEDİKLERİNİZİ HİÇ DİNLEMEDİĞİM VE KENDİ İSTEDİKLERİMİ HEP YAPTIĞIM İÇİN SİZİ ÇOK ÜZDÜM SANIRIM.

bağırmışlar: NASIL YAPALIM!

TANRI:KONUŞALIM. İSTERSENİZ HERBİRİNİZLE AYRI AYRI KONUŞALIM. İSTERSENİZ HEP BERABER BİR KONUŞUN SİZ ÖNCE, ÖYLE KONUŞALIM.

bağırmışlar:BİZ BİR TOPLANTI YAPMAK İSTİYORUZ SONRA SANA KARARIMIZI BİLDİRECEĞİZ DEMİŞLER.

Toplantı alanına gitmişler.Herkes her şeyden şikayetçiymiş. Sonra kimse tam ne istediğini bilememiş. Herkes herşeyden şikayetçiymiş.Ama en baştan başlamak istemiyorlarmış. Akıllarına bir fikir gelmiş. Tekrar dağa dönmüşer.

bağırmışlar: BİZ HEPİMİZ HAYATLARIMIZDAN, HERŞEYDEN ŞİKAYETÇİYİZ DEMİŞLER.

TANRI: NEDEN MESELA?

bağırmışlar: RAHAT KONUŞABİLİR MİYİZ? BİZİ CEZALANDIRMAYACAĞINA SÖZ VERİR MİSİN?

TANRI:TAMAM ÇOK RAHAT OLABİLİRSİNİZ. SİZ KALKANI ÇALIŞTIRINCA BEN DE SİZİ GÖREMEDİM VE KENDİMİ ÇOK YALNIZ HİSSETTİM. VE DEĞERİNİZİ ANLADIM ARTIK KENDİMİ SİZE ADAYACAĞIM!

bağırmışlar: BİZ AÇIKÇASI HAYATIMIZ BOYUNCA BİZE YAPTIĞIN HERŞEYDEN DOLAYI SENDEN ŞİKAYETÇİYİZ. BAŞTA, EN BAŞTAN HİÇ OLMAMIŞ GİBİ HAYATLARIMIZI BAŞLATMANI İSTEMEYİ DÜŞÜNDÜK. AMA SONRA BUNA GEREK OLMADIĞINI ANLADIK. BİZE BUNDAN SONRAKİ HAYATIMIZ BOYUNCA HİÇ KARIŞMA. VE BİZ İSTEMEDEN DE CANIMIZI ALMA.

TANRI:AMA HAYATINIZDAKİ HER ŞEYİ BEN KONTROL EDİYORUM.

bağırmışlar:ARTIK BİZİ KONTROL ETMENİ İSTEMİYORUZ. KONTROL ETMEYİ BIRAK.

TANRI:BEN HER AN YANIBAŞINIZDAYIM VE HER YAPTIĞINIZI GÖRÜYORUM. NASIL KARIŞMADAN DURACAĞIM.

bağırmışlar:ARTIK ÖYLE YAPMA. HEM BİZİM HER AN YANIMIZDA OLMANI DA İSTEMİYORUZ. HEM HER AN BİZİ GÖRMENİ DE İSTEMİYORUZ. BİZ SANA BU DAĞIN TEPESİNDE ÇOK BÜYÜK BİR SARAY YAPALIM ORADA YAŞAYABİLİRSİN. HEM BİZ DE SENİ GÖREBİLİRİZ İSTEDİĞİMİZ ZAMAN. SENİN DAHA NEYE BENZEDİĞİNİ BİLE BİLMİYORUZ.

TANRI:EE NEYE BENZEYECEĞİM.

bağırmışlar:BİZİM GİBİ GÖRÜN. İSTEDİĞİN GİBİ GÖRÜNEBİLİRSİN ONU DIŞINDA.

TANRI:O ZAMAN ÜÇ YIL ÖNCE BENDEN ŞİKAYETÇİ OLDUĞUNU ARANIZDA İLK SESLENDİREN ARKADAŞINIZIN GÖRÜNTÜSÜNE BÜRÜNECEĞİM.

Anlaşmışlar ve tanrı onların istediği gibi onların yaptığı o sarayda yaşamış. Yiyeceğini panın halkı getiriyormuş. Hizmetini de onlar görüyorlarmış. Ama bir süre sonra bir dedikodu çıkmış. Diyorlarmış ki; o aslında tanrı değil, ilk toplantıda kafamızı karıştıran adamın ta kendisi. Bizim kafamızı karıştırdı ve tanrı diye bir şeye inanmamızı sağladı. O aslında bir yalancı demişler. Ve büyük bir savaş çıkmış. Tanrı da müdahale edememiş. Çünkü, tanrılığı bıraktığından ne yapacağını da bilememiş ve müdahale edememiş. Herkes ölmüş. Savaşın iki tarafından da kimse kalmamış. Ve tanrıda iyice üzülüp uyduyu bırakıp kaçıp gitmiş.

Bir efsaneye göre; gerçekten de söylentiler doğruymuş ve saraydaki adam gerçeketen tanrı değilmiş her şey onun planıymış. Ve bu olaylardan sonra yalnız kalınca sıkıntıdan o da ölmüş.

Bir başka efsane de şöyle ki; aslında tanrılarıyla harbiden anlaşmışlar. Ama artık iyiden iyiye satürnlülerden çok korkmaya başlamışlar. O yüzden herkesin ödüğü yönündeki savaş söylentisini çıkarıp, kalkanı açmışlar. Ve  herkesten habersiz gezegenciklerinde yüzbin yıllardır çok mutlu yaşıyorlarmış.

spacer

Leave a reply

(gerekli)